Reklam

Eski Bir İtlafçının Pişmanlık Dolu İtirafları

smaller text tool iconmedium text tool iconlarger text tool icon

Sokak hayvanlari itlaf ekibi' sefi belediye emeklisi, yeni hayvansever.Yazdigi yazıyı aynen aktariyoruz ,

Adim Yaşar Berberoğlu eski bir sabikali,  eski bir katil eski bir katliam saniğiyim...
(gerçek bir hayvanseverseniz aşağidaki yaziyi sonuna kadar okuyacak zamani kendinize mutlaka ayirmalisiniz)


Bir hafta kadar önce sizlere imdaaaat; diyerek gönderdiğim mesajda, emekli bir memurum.. zeynepkamilde iki köpeğimi üsküdar belediyesi zehirlemek istiyor... bana yardım edin lütfen. onların öldürüleceklerini bilmenin çaresizliği içinde yüz kiloluk cüssemle sadece ağlayabiliyorum diye yazmıştım..


Bir çok insan, özellikle mimar meral olcay hanım ve sokaktaki melekler ilgilendi. sağ olsunlar..
oysa... oysa ben de eski bir üsküdar belediyesi çalışanı ve üsküdar belediyesinin maaşlı katiliydim. aşağıda yazacaklarım noktasına kadar gerçek olup asla bir kurgu ve hayal ürünü değildir. ister kızın ister küfredin ister gülün, gerçek bu... ibret olsun diye yazdığım geçmişimi okursanız acımasız bir katliam sanığının acınacak öyküsünü öğrenmiş olacaksınız.


Yıl 1983 20 li yaşlardaydım. Üsküdar belediyesi ümraniye şubesinde zabıta memuruydum. yaka numaram 6641 sicil numaram 28700 aynı zamanda istanbul üniversitesinde okuyordum.


Bir gün zabıta amirliğine bir şikayet telefonu geldi. adamın biri bahçesine bağladığı köpeğinin gözlerinden kuduz diye şüphelenmiş. amir sen karadenizlisin tabancayla o işi üzerine al dedi.  Gururum okşandı, tamam dedim, arabaya atlayıp zanlının! adresine gittik. 7.65 çapında bir tabanca verdiler elime, hadi… dediler.. köpeğe yaklaştığımda önce elimdekini yiyecek bir şey sanıp kuyruğunu sallamaya başladı.
iyice yanaşıp alnına nişan aldım. Son birkaç saniyede onu öldüreceğimi anlamış gibi canhıraş ipini çekmeye çalıştı. tetiği düşürdüm. alnının tam ortasında bir beyazlık gördüm sanki, ardından kan fışkırdı. Hayvan geriye doğru bir takla attı. sürünerek zincirinden kurtulmaya, benden kaçmaya çalışıyordu.. bir daha sıktım. boynu düştü.. beni tebrik ettiler.

Belediyenin temizlik işlerine bağlı iki kişilik köpek itlaf ekibi vardı. Bu kişiler köpek zehirlemeye çıktıkları zaman vatandaşın tepkisini çektiklerinden beni onların başına hem koruma hem de amir olarak vermişlerdi. silahla yaptığım şov amirimin beni ödüllendirmesine yetmişti. sabahleyin belediyenin altındaki kasaptan 3-4 kilo kıyma alır içine zehri iyice karıştırır ve infaza çıkardık.

Aslında duygusal bir insandım. hatırı sayılır dergi ve gazetede yayınlanmış onlarca şiirim vardı. Dalida, rodrigo; beethoven bile dinlerdim. işin garibi yakında psikoloji öğretmeni olacaktım. ama bunlar hayvan katliamı yapmamı engellemiyordu. öldürdüklerimiz ne de olsa köpekti.. bir köpek için üzülmenin mantığı olabilir miydi.. o zamanlar ümraniye köpek cenneti gibiydi. her tarafta koloniler halinde köpekler mevcuttu.


Genellikle şehrin dışındaki gecekondu mahallelerinde öldürmeye giderdik. Oradaki köpekler kuru ekmeğe hasretti. Bizim kıymanın kokusunu metrelerce uzaktan alır etrafımızda pervane olurlardı. heyecanla kuyruk sallar ne olur bize bir tutam verin diye adeta yalvarırlardı. kıymayı attığımızda bu karşılıksız iyiliğimizin mantığını çözemeden, minnet dolu şaşkın bakışlarla onu havada kaparlardı.

Damaklarına bulaşan et kokusunun mutluluğuyla kuyruklarını sallar, bize teşekkür etmek için üzerimize sürtünürlerdi.. sonra.. sonra titremeye başlarlardı. ardından nefes almaları zorlaşırdı. boğulur gibi hırıltılar çıkararak nefes almaya çalışırlardı.. ağızlarından burunlarından köpükler çıkmaya başlardı. bazen kan kusarlardı.. soluk borularını, midelerini parçalardı zehir.. bunlar olurken genellikle gözlerimize bakmaya çalışırlardı bana bir şey mi yaptın..beni kurtarabilir misin? der gibi bakarlardı. lütfen bana yaradım et, beni neden kandırdın, bana bunu neden yaptın? der gibi bakarlardı. En çokta çırpınırlardı ölürken. vücutlarının bir kısmı felç olur bir kısmı kasılır bir kısmı titrer.. çok karmaşık bir olaydır zehirlenen köpeğin ölümü. Bazıları çığlık çığlığa can çekişirken bazıları hafif iniltilerle, bazıları da sessizce ölürlerdi.. Nedense hepsi ağlardı can verirken.. bakışları bir bilmece gibi olurdu hep.. bakışlarının okunmasına asla izin vermezlerdi ölürken. kıyma yetsin diye az az atardık.. az attığımız için daha zor ölürlerdi.. çırpına çırpına ölürlerdi..

Can çekişmeleri dakikalarca sürer, çocuklar onları izlerdi.. şişmiş cesetlerini bir kamyonete atıp çöp sahasına götürürdük. iki kişinin amiri olmak beni fazlasıyla mutlu ederdi. Bir sorumluluğumun olması önemliydi benim için. Düşünebiliyor musunuz? öldürme emri verebiliyordum.


Hayvanların kaderleri iki dudağımın arasındaydı.. zabıta şapkamla gurur duyuyordum. ekiptekilerin biraz önlerinden yürürdüm hep. amirleriydim ne de olsa.. koskoca ümraniyenin bu büyük sorununun sorumluluğu benim üzerimdeydi. az iş değildi bu: yöneticilik yeteneği ve dirayet isterdi.. öyle sıradan insanın yapacağı kadar basit bir iş değildi.


Bir ilçenin köpek sorununu çözen önemli bir memurdum ben..akşamları rakı masasında süsler süsler anlatırdım bu infazları.. çeşitli maskaralıklarla ölen köpeğin taklidini yapar güldürürdüm herkesi.. bir cellattım ben. dilediğimi öldürtüyordum. Yok etmenin psişik cazibesi beni sarmıştı. gücün doruklarında hastalıklı bir mutluluk yaşıyordum. Köpeklerin tanrısıydım ben. Asırlardır süren bastırılmış vahşi duygularımı tatmin ediyordum. Avlanma çağlarından beri genlerimden silinmeyen ilkel duygularımı besliyordum. Ölüm emri vermenin girdabıyla karanlık, sadist duygularımı doyuruyordum.


Sanırım 20 gün kadar sürdü bu katliamlara katılmam, benim için biçilmiş kaftandı bu iş. Çünkü işimizi kısa sürede bitirip ellerimi yıkayıp üniversiteye gidebiliyordum. ben bir toplumbilimci adayıydım.. felsefe, mantık, sosyoloji, psikoloji dersleri verecek formasyonla donatılıyordum. bir gün infaz için ümraniye kazım karabekir mahallesine gidecektik. orada çok köpek vardı. dolayısıyla zehirli kıymayı daha çok hazırlamıştık. ilk iki köpeğe kıymayı attığımı hatırlıyorum. yaşlı bir adam bizi kömürlüğüne götürdü. orada tanımadığı bir köpek doğurmuş 7-8 yavru yapmıştı. Onları öldürmemizi istiyordu.


Yavrular ananın memelerine yumulmuştu. ana bizi görünce tedirgin oldu. yavrularını korumakla kaçırmak arası kıvranmaya başladı. ancak kıymayı görünce sevindi. çocuklarına süt verecekti yemeli sütü çoğalmalıydı. üstelik bu gecekondu semtinde kıyma onun için olağanüstü bir ziyafetti. mutlulukla ete uzandı. kuyruğunu salladı.
bakışlarıyla teşekkür etti. bir tane daha attık. onu da bir hamlede yuttu..


Titreme nöbetleri başladı.. sarsıldıkça yavrularının ağzı memesinden kopuyordu; onları patisiyle tekrar memesine iterken ölüm nöbetleri sıklaşıyordu. ihtiyar, ''yavrularına da yavrularına da verin''.. ben ne yapacağım onları..; diye sürekli söyleniyordu..


Kıymadan küçük parçalar koparıp yavrulara yedirmeye çalışıyordum. ama çok miniklerdi ve yemekte zorlanıyorlardı. bu arada ağzından köpükler çıkmaya başlayan anne bana doğru sürünerek geldi. isıracak diye bir elime aldığım taşı kafasına vurmaya hazırlanıyordum ki olağanüstü bir şey oldu: ayağımı, ellerimi kanlı diliyle yalamaya başladı.. bir yandan burnunun ucuyla yavrularını iterek yerdeki zehirli kıymadan uzaklaştırmaya çalışıyor diğer yandan gözlerime yalvararak bakıp ;ne olur onlara zehirli kıyma verme; der gibi başını sallıyordu.. iki-üç kıyma yediği halde ölmemekte direniyordu. ağzından kanlar gelmeye başladığı halde can havliyle yavrularının uzaklaştırmaya çalışması, ellerimi yalvarır gibi yalaması ilginç bir sahne oluşturuyordu.


Sanırım manzara şuurumu biraz bulandırmıştı.. ihtiyar adam yavruları gösterip, memur bey ağzını parmaklarınla açıp öyle sok kıymayı... ağzını açıp öyle sok..; deyip duruyordu.. birdenbire bir şeyler oldu bana.. devletin memuruydum ve adam bana emir veriyordu.. sinirlendim.ben devlet memuruyum. bana nasıl emir verir gibi konuşursun lan; diye bağırdım. yavruların hali sanırım etkilemişti beni. içimdeki insani duygular canlanmıştı sanırım. sonra ben ne yapıyorum yahu; dedim kendi kendime. sapık mısın lan; dedim kendi kendime yavruları var daha gözleri açılmamış, bu şerefsiz ihtiyarın sözüne bakıp onları nasıl öldürüyorsun lan; dedim kendi kendime.. adama daha çok sinirlendim. öldürmüyorum lan pezevenk. defol git; diye bağırdım .


Emrimdeki itlaf işçilerine;bugün bu kadar yeter, hadi gidiyoruz; dedim. uzaklaşırken yavruların, yerde son çırpınışlarını yapan annenin memelerini emmeye çalıştıklarını gördüm en son.. birde; kıyma yediği için yerde çırpınan, gözleri henüz açılmamış yavrunun o durumdayken bile annesini arandığını gördüm.. belediyeye döndüğümüzde moralim bozuktu.. mutsuzdum...


Garip bir hüzün çöreklenmişti içime.. elbisemi değiştirip meyhaneye gittim. o gece sabaha kadar kabus gördüm.. insanların beni zehirlediklerini, ağzımdan kanlar geldiğini, nefes alamadığımı... sabaha kadar o yavru köpeklerle uğraştım.
onların ;anamı neden öldürdün amca; diye ağlaştıklarını gördüm.. ertesi gün zabıta amiri zaim sancak;a bu ekipte çalışmak istemediğimi söyledim. ve o ekipten böylece ayrıldım.


Sonraki günlerde vicdan azabı beni kuşatmaya başladı. bu azap gün geçtikçe çığ gibi büyüdü …orman yangını gibi büyüdü. Bu azap gün geçtikçe işkence olmaya başladı bu azap ...boynuma bir kement gibi beynimde bir yangın gibi alnıma bir leke gibi kaldı hep.. hiçbir zaman aklımdan çıkmadı yaptığım katliamlar. otururken, kalkarken, yerken, uyurken.. gülme yeteneğimi kaybettim o günden sonra.. daha suskun daha içine kapanık bir insan oldum. sürekli bir kabusun içinde yaşadım  üniversiteyi bitirdiğimde pendik belediyesinde şube müdür yardımcısı oldum.. bugünkü başkan yardımcısı düzeyi yani.. temizlik işlerinden de sorumluydum. itlaf ekibi bana bağlıydı. Asla köpek öldürtmedim.

 
Belediyede yıllarca müdürlük yaptım ve cinayetlerimin diyetini vermek için vatandaşın hiçbir şikayeti kaale almadım.

Onları çağırıp nasihat ettim. onlara köpeklerin asla öldürülmemesi gerektiğini, öldürmeye hakkımız olmadığını anlattım. her insanın içinde bir katil vardır. genlerinde mağara döneminden kalma öldürme güdüleri vardır.insan beyni bilimle, sanatla, sevgiyle aydınlandıkça bu güdüler azalır ve yok olur. Sonraki yıllarda yaptığım katliamların azabı daha çok büyüdü cinayetlerimin acısı beni daha çok kuşattı. karınca ezmemek için yolumu değiştirmeye başladım. odamdaki sivrisineklerini camları açıp çıkarmaya çalıştım. asla öldürmedim. akrep yakalasam emin bir yere bıraktım. Ama köpekler, köpeklerin karşısında kendimi hep suçlu hissettim.


Onlarla asla göz göze gelemedim. Onlardan utandım. Onlardan kaçtım.....nerede bir yalnız yavru görsem içim kan ağladı. annemi sen mi öldürdün diye hep sorguluyorlardı beni sanki.. bir an olsun yakamı bırakmadı o yavruların haykırışları.. beynimden zehirlenen köpeklerin çığlıkları eksik olmadı hiç.. bir katilin suçluluk duygusu içinde, aşağılık duygusu içinde yaşadım hep. bunları yazmaktaki amacım tüm katillere seslenmektir.


Katillere, katil adaylarına sesleniyorum: öldüreceğiniz hayvanın gözlerine bakın; orada zavallılığınızı göreceksiniz.. orada ben sana ne yaptım.. seni korumanın, sana köle olmanın dişinde ne yaptım; diye yakaran bir ana bir baba bir kardeş göreceksiniz.. orada sessiz bir çığlık, orada çaresizlik , orada acı göreceksiniz.. orada merhametsizliğinize karşı sevgi, canavarlığınıza karşı saygı göreceksiniz.. itlaf ekibindeki arkadaşlar.. lütfen öldürmeyin..


Öldürmek size ve ailenize uğursuzluk getirecektir. psikolojiniz bozulacak, hayat size zehir olacaktır. o hayvanların çırpınışları sizi çarpacaktır. o hayvanların ağızlarından çıkan köpükler, o hayvanların ağızlarından dökülen kanlar sizi boğacaktır.
amirler, müdürler size sesleniyorum: siz isterseniz hayvanlar ölmez.. inanın asla öldürmeye mecbur değilsiniz.. onların yaşamı iki dudağınızın arasında. Onların yaşama haklarına saygı duyar ve birazcık fedakarlık yaparsanız ne olur sanki.. küçük dağları ben yarattım demeyin asla.. ben nasıl çırpınıyorsam şimdi zehirlenmiş bir köpek gibi nasıl boğulur gibi yaşıyorsam 24 saat her anım bir yangının içinde nasıl geçiyorsa, sizde öyle olacaksınız yarın..


İnanın içinizde bir damla insanlık varsa,  her öldürdüğünüz köpek için, bin kez öleceksiniz.. bende müdürlük yaptım sizin gibi öldürtmedim ve hiç bir şey olmadı.. hayvanları şikayet eden ruh sağlığı bozuk bazı kişilere alet olmayın lütfen.


Sevgisiz büyüyüp toplumda canlı bomba gibi gezen canavarların şikayetlerine kulak asmayın lütfen.. Sokağını bekleyen, orayı sahiplenen köpekleri öldürtmek isteyen psikopatların maşası olup masum canlara kıymayın lütfen..

Ve siz köpekler..
Katiline bile sevgiyle yaklaşan
Katilini bile koruyan müthiş canlılar.
Sizin karşınızda insanlığımdan utanç duyuyorum.
Siz olmazsanız yaşamak için sebebim kalmayacak biliyor musunuz. ?

Hiçbir ilaç dindiremez size yaptıklarımın acısını hiçbir psikiyatr teskin edemez, kandıramaz beni suçluluğumdan dolayı hiçbir tanrı kurtaramaz beni vicdan azabından, hiçbir cehennem yeterli gelmez günahlarımın kefaretine.. siz köpekler sizleri kalleşçe kandırıp öldürdüm hep arkanızdan vurdum sizi…alçakça vurdum sizi.. zavallının biriyim ben. Şerefsiz bir mazisi olan katilim ben.. acıların okyanusunda çırpına çırpına boğulmak yetersiz benim için. şimdi sadece intihar kokuyorum şimdi her hücremde bir köpek mezarı var. Zehirlenirkenki çırpınışınızı yaşıyorum sürekli …sürekli yavrularınızın çığlıkları kulaklarımda ne çıldırabiliyorum, ne ölebiliyorum. ben köpekleri değil, kendimi zehirlemişim meğer.. biriniz beni silkeleyip uyandırsın lütfen bu kabustan. en asla hayvan öldürmedin, bir karabasandı gördüğün; desinler lütfen."

 

YAŞAR BERBEROĞLU

KAYNAK

aksam gazetesinin 31.03.2004 tarihli sayisinda cikmistir:

 

 
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=ya%C5%9Far+berberoglu&nr=y&pt=yasar+berberoglu

 

 

 

Geridönüş(0)
Yorumlar (11)Add Comment
yazik
yazar emine, Nisan 09, 2010
beynim durdu uyustu ,titreyerek okudum aglayarak her olen o kadar cok kopegin can cekisleri geldi gozumun onune sanki tek tek vah masum melekler
bunu yapanda pisman belli ama bunlarin asil hesap verecege yere nasil verecek allahin huzurunda
,allahin tokati agir olacaktir
bali bundan sonrada onlar icin bir iglik yapar onlarin hayatlarini kurtarmak icin cabalarsin allah seni affetsinnnnnnnn
...
yazar Çağatay Çelik, Nisan 10, 2010
O kötü manzaraları anlatırken tıpkı ben yaşıyormuşum gibi oldum, korktum, titredim, çok üzüldüm. Her şeyi açık açık anlatmışsın belli... Pişmansın, o da belli... Yaptıkların çok kötü şeyler fakat pişman olmuşsun ve şimdi onlara iyilik yaparak kendini kurtarabilirsin. Onlar için bir şeyler yap, mutlaka yap. Aslında çok iyi birisin ve daha da iyi olacaksın, Allah seni affeder ama elinden geleni yap... Sonuna kadar yap...
okuyamadım.....
yazar şahhin, Nisan 11, 2010
Yazının tamamını okuyamadım...gözlerim doldu..bu vahşet akıl alır gibi değil...yapanlar ve yaptıranlar lütfen bir an düşünsünler, onlar zavallı masum hayvanlar bu eziyeti neden hakediyor tek suçları hayvan yaratılmak mı...Onlar dünyamızın güzellikleri süsleri...sabah kuş sesleriyle uyanmak, sokakta bacağınıza sürünen bir kediyi okşamak, bir hayvanı elinle beslemek ne büyük zevk...bu güzel duyguları yaşamak varken vahşet neden...?????


BEN BU YAZIYI OKUMAM....
yazar Nur Alankaya, Nisan 13, 2010
ALLAH'IN DA SENİ AFFEDECEĞİNİ SANMIYORUM....AFFETMESİNİ DE İSTEMİYORUM NE YALAN SÖYLEYEYİM....BENCE SENİ Bİ YERE KAPATIP DUVARLARINI DA ÖLDÜRDÜĞÜN MASUMLARIN FOTOĞRAFLARI İLE KAPLAMALILAR.....CAN ALMANIN AFFI MI OLUR....GÜNAH ÇIKARINA İNSAN MI OLDUN BAŞIMIZA ŞİMDİ....YUH BE SANA......
BEN BU YAZIYI OKUMAM....!
yazar Nur Alankaya, Nisan 13, 2010
BENCE ALLAH TA SENİ AFFETMEZ...AFFETMEMELİ DE....GÜZEL İŞ GÜNAH ÇIKAR İNSAN OL....YOK BÖYLE BİŞEY....CAN ALMANIN AFFI MI OLUR....NE ZARARI VARDI O MASUMLARIN...KİME ZARARI VARDI....HANGİ İNSAN DA BİR KÖPEK SADAKATİ MEVCUT.....SENİ BİR ODAYA KAPATOP DUVARLARINA DA ÖLDÜRDÜĞÜN HAYVANLARIN FOTOĞRAFLARI İLE KAPLAMALILAR....İNANAMIYORUM....İNSANLIĞIMDAN UTANIYORUM....YAZIKLAR OLSUN....
Allah Uzun Ömürler Versin Sana!!!Versin ki hep bu vicdan azabıyla yaşa...kahrol ve öl pislik...
yazar pınar ünsal, Nisan 17, 2010
inanmıyorum ya sonuna kadar okudum ama ölcem sandım bian..o adamı elime verseler hiç düşünmez gebertirim derdim ama demiyorum.onu geberterek sadece acılarından kurtamış olurum...Allah'tan tek dileğim o adama çokk ömür versin öyle uzun ömür versin ki hep bu vicdan azabıyla can çekişe çekişe ölsün..Lanet olsun sana lanet olsun her zerrene...sonunda düşünebilmişsin demiycem çünkü gözünü senin mevki bürümüş..sonunda Allah yardımcın olmuş demiycem çünkü bu yolu en başta seçmeyip itirazda bulunup bunun içinde önlemler alabilirdin....Lanet olsun senin o iğrenç dolu mazine...Ve Allah Uzun Ömürler Versin sana...Aminnn
-----
yazar Baran Bedir, Nisan 27, 2010
Adeta birşey diyemiyorum titriyorum ve susuyorum ne yapacağımı şaşırıyorum bu katliam ağlıyorum ALLAH KAHRETSİN DİYORUM VE HAYKIRIYORUM.
bende hayvan severim ama..................
yazar ezrin, Mayıs 26, 2010
(*****)ŞU BU YAZII YI SONUNA KADAR OKUMAYA YÜREĞİM DAYANMADIĞI İÇİN YARIDA BIRAKTIM YAZIK OLMUŞ NASIL YAPTINIZ BUNLARI YAA. AMA PİŞMAN OLMANIZ DA İYİ BİR DAVRANIŞ TABİ SON PİŞMANLIK FAYDA EDERSEEE
BU YAZI URFA VİRANŞEHİR BELEDİYESİNE HEDİYEM OLSUN.
yazar bruwsq cansın, Haziran 01, 2010
Ben gece bekçiliği yaparak şu dönemde işsizlik sorunuma ucuz yollu bir çare buldum.öyle ya hayat zor.çünkü ev kiram ve birde dünyalar tatlısı ra adında bir köpeğim var.herneyse konunun özüne dönelim.iş veren arkadaşım bana fırından simit almamı istemişti.komşu fırına kadar çıktım ama yerde vurulmuş olan bir köpek ile karşılaştım.herhangi bir aracın çarpıpta kaçmış olabileceği ihtimali üzerinde yoğunlaştım.esnafları araştırdım ve öğrendiğim cevap bir tokat gibi geldi bana.çünkü viranşehir belediyesi onları korumak yerine sessiz silahlar ile vurmuştu.bu sokakta benim gördüğüm arka sokaklarda da daha niceleri.her gece başı boş gezen aç canlılara bu katliam yapılıyordu.hatta belediye görevlileri dikkat çekmemek içim bir delinin eline silah verip öldürdüğü köpek başına da prime bağlanmıştı.viranşehirin ünlü delisi bro nun karnı böylece doyacak ve onlarda bu katliamdan üzerlerine düşen sorunlardan kurtulmuş olacaklardı.

yukarıda anlatılan öykünün tamamımı yazıyı yazan kşinin görevini bu şehirde üstlenen ve o görevi o kişilere endexleyen insanlara hediye ediyorum.insanoğlunun utandıran bu zaafından ötürü insanlığı lanetliyorum.
...
yazar melek_a, Ağustos 24, 2010
ben şimdi bunu yazan kişinin vijdan azabına ınanmıyorum nerdeydı onca yıl aklın okumussun neyın dogru neyın yanlış oldugunu bılmıyormusun da bunu yaptın ? bız bunu yapanlar egıtımsız cahıl ınsanlar derken unıverste mezunu ınsan kalkıp onca cana kıymıs. senın insan olduren katıllerden ne eksıgın var da elını sallayarak onca canın katılı oldugun halde sokaklarda gezıyorsun.neyı degıstırebıldın de sımdı bıze vıjdanını rahatlatmkak ıcın yazıyorsun anlatıyorsun.sen bı katılsın hıc bır gunahı olmayn onlarca canı aldın .sana mı kaldı allahın verdıgı canı almak ? ölümmü sokaklardakı kopeklerın kurtuluşu.bu dunyada degıl obur dunyada ıkı elım yakanızda. yaşadıgın surece vıjdanın rahat olmasın başka bısey demıyorum . boyle duygu somurusu yapmayın sızler sadece yaptıgının gunahını cıkartıyorsunuz .
vicdansızlık...
yazar nur arıkan, Ağustos 25, 2010
yüreğim dayanmadı sonuna kadar okumaya.olamaz, yapılamaz böyle bir şey.bunu yazan kişinin vicdan azabı duyduğuna inanmıyorum.tek dileğim, yaptıklarının hesabını bir şekilde vermesi.

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security code
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
Son Güncelleme ( Cuma, 09 Nisan 2010 14:01 )